Cetvelle Ölçülen Yazılar, Görmezden Gelinen Hayatlar: Mikro Yöneticilik Üzerine

 


Bir fabrikada İK personeli olarak çalışmaya başladığımda, ilk fark ettiğim şey düzen değildi.

Çünkü ortada düzen yoktu.


Özlük dosyaları yoktu.

Net bir görev tanımım yoktu.

Ama üretim vardı.

Emek vardı.

Ve o emeği ayakta tutan mavi yaka çalışanlar vardı.


Yöneticimiz il dışından getirilmişti.

Soğuk, mesafeli, mavi yakadan kopuk…

Asıl mesleği makine mühendisliğiydi ve masasında otururken, üretimin gerçek yükünü taşıyan insanları neredeyse hiç görmüyordu.


Ben buna rağmen kalmak istedim.

Çünkü biliyordum:

Bu iş, o bantta çalışan, ter döken, gecesini gündüzüne katan emekçiler olmadan yürümezdi.



Mikro Yönetici Kimdir?



Mikro yönetici, genelde detayı yönetir ama insanı ıskalar.

Bizde de öyleydi.


Bir duyuru yazısı hazırlayıp mavi yakaya ulaştırmak için çıktısını alıp aşağı götürdüğümde,

elinde cetvelle yazının hizasını ölçen bir yöneticiyle karşılaştım.


Aşağıda onlarca sorun varken…

İnsanlar zor koşullarda çalışırken…


Kadın çalışanların soyunma odalarında halı bile yoktu.

Ellerini düzgün yıkayabilecekleri insani bir alan dahi düşünülmemişti.


Ama yukarıda, masada,

kâğıdın milim hesabı yapılıyordu.



Gece 04.00’te Çalan Telefon



Hayatımda unutamayacağım anlardan biri…


Gece saat 04.00’te telefonum çaldı.

İş yeri sahibine ulaşamamışlardı.

Bir iş kazası olmuştu.


Asitli su bidonu delinmişti.

Henüz 19 yaşında bir genç kız,

üzerinde hissettiği baskı yüzünden,

dökülmesini engellemek için bidonu eliyle tutmaya çalışmıştı.


Bunu yazarken bile boğazım düğümleniyor.


İnsan hayatının bu kadar değersiz hissettirildiği bir ortamda,

“yönetim” kelimesinin içi tamamen boşalıyordu.



Kırılma Noktası



Mikro yöneticiyle bir toplantı talep ettim.


“Bu kadar çalışandan kopuk olunmaz,” dedim.

“Onlar olmadan bu iş yürümez.”


Cevabı netti:


“Sen anlamazsın. İşçiye yüz verilmez. Hak ettikleri kadarını vermişsiniz.”


Bunun yanlış bir yaklaşım olduğunu söyledim.

Daha insanca çalışma koşulları sağlanması gerektiğini anlattım.


O sırada elindeki kalemi kırdı.


Ve işte o an…

Benim de içimde bir şey kırıldı.


Karşısına geçip şunu söyledim:

“Cetvelle kâğıttaki yazıyı ölçmek yerine aşağı inin.

Dengede durarak, o ortamda çalışmayı bir görün.”



İstifa



Ertesi gün istifamı yazdım.

Masasına bıraktım.


Şok geçirdi.

“İhbar süren var,” dedi.


“Bence yok,” dedim.


Ve yüzüne karşı,

nasıl bir yönetici olduğunu anlattım.


“Size çay-kahve getiren çalışanınız bile odadan ağlayarak çıkıyor,” dedim.

“Sizinle kim çalışmak ister ki?”


Aşırı sinirlendi.


Ama ben o gün şunu net anladım:

Bazı işlerden değil,

bazı yönetim anlayışlarından istifa edilir.



Son Söz



Bu, hayatımda en kısa süre çalıştığım yerlerden biri oldu.

Ama bana en büyük dersi verenlerden de biri…


Mikro yöneticilik;

cetvelle düzen,

ama vicdansızlıktır.


Ve hiçbir üretim,

insanı yok sayarak sürdürülemez.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessiz Rotam

Zekâsıyla Yalnız Kalan Bir Mühendis

Film Önerisi: Başka Yolu Yok (No Other Choice)