Aile Şirketlerinde İK Yapmaya Çalışmak



Kariyerim boyunca iki farklı aile şirketinde çalıştım.

Biri tekstil, diğeri alüminyum sektöründeydi.

Sektörler farklıydı ama ortak bir cümle vardı:


“Biz bir aileyiz.”


İlk başta bu cümlenin ne anlama geldiğini tam kavrayamamıştım.

Sonra yaşadıklarım bana şunu net öğretti:

Bu cümlenin çoğu zaman bir hükmü yoktur.



Beş Kardeş, Tek Taht



Tekstil firması beş kardeşten oluşan klasik bir aile şirketiydi.

Sözde herkesin görev tanımı vardı ama gerçekte kimse bağımsız değildi.

Herkesin ortak derdi aynıydı: iktidar.


O kadar iç içe, o kadar çekişmeli bir yapı vardı ki,

kendilerine yatırım yapmaları bile zorlaşıyordu.


  • En büyük abi:
    Daha çok resmî taraftaydı. Pasta payının en büyüğü ondandı.
    Şirkete neredeyse hiç gelmezdi.
  • İkinci kardeş:
    Birkaç ülke görmüş, görece daha dengeli, daha ılımlıydı.
    Ailenin denge unsuru gibiydi.
  • Kız kardeş:
    Evli, çocuklu ama fabrikanın üretimi ondan sorulurdu.
    Dedikoduyla beslenirdi.
    Her sabah, her gün, hayat hikâyesini dinlerdik.
    Mahremiyet diye bir kavram yoktu.
  • Ortanca kardeş:
    Mağazalardan sorumluydu. Odasından çıkmazdı.
    Ekranında sadece mağaza ciroları açıktı.
    Cirosu düşük olanı çağırır, haşlardı.
  • En küçük kardeş (en sancılısı):
    Finans ondaydı.
    Excel’i berbattı ama herkesin maaşını tek tek o yatırırdı.
    Maaşlar eksik yatar, kimse şaşırmazdı.
    Buna rağmen herkesin ona hayran olduğunu düşünürdü.




İK Değil, Her Şeydin



Birbirinden bu kadar bağımsız ama aynı masaya oturan aile üyelerinin olduğu bir yerde İK yapmak korkunçtur.


Çünkü sen İK değilsindir.

Sen işleri yürütensin.

Yangın söndürensin.

Arabulucusun.

Sessiz kalması beklenensin.


Yine de ben bazı farklılıklar yaratmayı başardım.


  • İşe alım sistemini kurdum
  • Şirkete gerçekten değer katacak insanları aldım
  • Eğitim departmanı kurdum
  • Sosyal medya ve mağaza tarafındaki çalışma şartlarını iyileştirdim



Tam “bir şeyler yoluna girdi” derken,

başka bir yazımda bahsettiğim o sözde danışan geldi.

Çalışanları rahatsız edecek derecede eleştirdi,

insanları kaçırana kadar devam etti.


Çünkü iyi olanı, doğru olanı kimse istemiyordu.



En Kısa Süren Şirket



Diğer aile şirketinde çok kısa kaldım.

Benim için en kısa ömürlü iş deneyimiydi.


Orada da çok şey yapmak istedim.

Ama olmadı.


Şunu yıllar içinde net öğrendim:

Biz İK’cılar, şirket dinamiğine bağlı olarak adım atarız.

Bağımsız karar verme yetkimiz çoğu zaman yoktur.


Belki de bu yüzden toplantıları hiç sevmedim.


Ve hep tek bir cümleye karşı çıktım:


“Biz bir aileyiz.”


Hayır.

Biz aile değiliz.

Şirketler aile değildir.

Kimse sizin aileniz olmak zorunda da değildir.


Şirket, şirkettir.

İnsan, insandır.

Ve İK, ancak bu ayrım net çizildiğinde gerçek anlamda var olabilir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sessiz Rotam

Zekâsıyla Yalnız Kalan Bir Mühendis

Film Önerisi: Başka Yolu Yok (No Other Choice)